20 Haziran 2015 Cumartesi

Karanlıktan/Cemal Abi

Nereye gidiyoruz?”diye sordu Cemal. Ne cesur adam bu Cemal, aptal Cemal. Cemal abi, nereye gidiyor olduğumuzu bilsek gitmeyiz, değil mi? Ama işte sordu bir kere, cevap vermek gerekir şimdi bu adama. Doğruldum, bir iki öksürüp sesimi açtım “sikiş var Cemal abi, oraya gidiyoruz” dedim.
Duydu mu?
Hayır.
Gördü mü?
Hayır.
Kalktı ayağa, pembe, yırtık kanepeye fırlattığı ceketine uzanıp, aldı. Kollarını geçirmeden, sırtına taktı. Aynanın karşısına geçip “nereye gidiyorsun Cemal, bak kadın terk etti seni, yeni bir kadın bulasıya kadar 31 e devam. Nereye gidiyorsun Cemal, arabanı sattın, yeni bir araba alana kadar tabana kuvvet, yürümeye devam. Nereye gidiyorsun Cemal, ruhunu şeytana sattın, yeni bir tane bulana kadar insanmış gibi yaşamaya devam
Sonra sırtından ceketi fırlatıp, sesini yükselterek “nereye gidiyorsun Cemal, kerhanelere mi, meyhanelere mi, yoksa uzak köylerde kızını üç-beş kuruşa siktiren adamlar bulmaya mı? Yok uzak köylerde öyle adamlar Cemal, sen adam mısın CEMAL” dedi, bağırarak söyledi sonunda. Dizlerinin üzerine düştü, bir dizini kucağına çekip, yüzünü yasladı, ağladı.
Ağlama be Cemal abi, geçer bu varoluş sancısı. Hem senin varlık sebebini sikeyim be Cemal abi, yeter ki ağlama.
Doyana kadar ağladı.
Kalkıp, aslı beyaz, nihayeti kirden siyaha bozmuş gri koltuğuna oturup, bilgisayarını açtı. Bir iki şarkı dinleyip, sigara içti.  Porno izledi.
Odanın hiçbir yanında cam yok. Duvarın birine masa yaslanmış. Ladin ağacından yapılmış, daha doğrusunu söylemek gerekirse masa olsun diye yontulmuş ama kullanıla kullanıla estetiğini bulmuş bir masa. Eski, çizilmiş, cilasız ve elbette boyasız masa.
Masanın önünde İtalyan tasarımı, bizon derisi ile kaplı, zümrüt yeşili taşlar ile süslenmiş, geniş bir koltuk var. Tahtı andırıyor. Ki önündeki masayla uyumsuzluğunu tekrar belirtmeme gerek yok. Ve pembe, yırtık pırtık kanepe ve aslı beyaz, nihayeti kirden siyaha bozmuş gri koltuk.
Sibel’i aradı, “bir şeyler içelim, ne zamandan beri görüşmüyoruz, soğuk bir şeyler veya sıcak bir şeyler, içelim Sibel” dedi.
Müsait değilim Cemal, ölümden yeni döndüm biliyorsun, sıradanlığa alışmak için birkaç egzersiz önerdi doktor, onları yapacağım. Hem annem gelecek yarın, temizlik yapmam lazım
sikmeyecez ya, ne olur lan 2 saat otursak, kimse yok, hiç kimse yok
bana kaldıysan ölmüşsün Cemal, Cemal abi
Kapattı telefonu.
Nereye gidiyoruz, sanki Marstan üzerimize işeyen zenci uzaylıların varlığı konusunda şüpheye düşmüş gibiyiz, hâlbuki eminiz, böyle bir şey yok,
Nereye gidiyoruz, İskandinav ülkelerinde Adolf Hitler tarafından gizlenen bir laboratuarda zombiler mi türedi, yeşil elbiseler giyen, beyaz tenli, iri memeli zombiler, hayır tabi!
Öyle ise nereye gidiyoruz?” diye bağırdı.
Anlıyor musunuz? Yalnızlık böyle bir şey. İnsan, beyninin içine bozuk kimyasallar damlıyormuş gibi hissediyor.
Dışarı çıktı, hava soğuk, ceketine iyice sarıldı, rüzgârlı hava. Sigara içmek pek güç, bir Pub’a girdi. Arkasından daldım ben de. Eteğinden sıkıldığını, çıkarmak istediğini, bunun sorun olup, olmayacağını söyleyen, siyah saçlı, mavi gözlü Arap kadın ile karşı karşıya duruyordu.
Sorun olmaz,” dedi Cemal abi “ama kalçaların güzel mi, güzel değilse biraz daha sabret, az sonra kapatırlar burayı, çıkar gideriz,  evde çıkarırsın, hem bir temiz sikerim seni
Kalçalarım güzeldir merak etme, utandırmam
Dudağından öptü kadını, kendini müziğe kaptırdı biraz. Dans, balans, dans, balans, dans, balans diye bağırıyordu.
LSD aldı biraz, göz bebekleri büyüdü, ölecek lan bu adam! Diğer herkes gibi ölecek, bir anda tüm ses kesildi. “Benim annem öldü” diye bağırdı genç adam, kestane rengi saçları vardı. Herkes donakaldı. Ben de şaşırdım. Bu kalabalık içerisinde, herkes “dans, balans, dans, balans, dans, balans” diye bağırırken, ne demek bu şimdi?
Cemal abi belinden Alman Walther P99 çıkardı, arka arkaya 4 kere tetiğe bastı. 4 kurşun da genç adamın yüzüne isabet etmişti.
Korkusuz Cemal, birazdan yakalayacaklar seni. Kaçmayı düşündü, kapıya doğru koşmaya başladı, ayağı bir yerlere takıldı.
Yere düştü, yüz üstü düştü. Burnu yere çarpmıştı, aklına intihar etmek geldi. Kafama dayadı silahı, Alman Walther 99. Namlusu sıcacık. Zeynep’i sikmiştim, onun amcığı gibi sıcacık. “Ölmek ne garip şey anne” diyen adamın sesi kadar sıcacık. Zeynep nereden geldi aklıma, bu kargaşada. Ne yapıyor acaba şimdi.

Tetiğe bastı. BAM!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder