21 Kasım 2014 Cuma

Maddeler Halinde Yazınız #02: Yağmurun Yakamdan Düşmesini Dilerken

  • Yağmurun insanları derin konular üzerine düşünmeye ittiğiyle ilgili genel bir önyargı var. Yağmura biçilen toplumsal görevler: aşıkları öpüştürmek, yalnız adamları boxer'larına kadar ıslatmak ve sahilde yürüyen bir insanın çok önemli şeyler düşünmesini sağlamak. Bu ağır görevleri bir doğa olayının üstüne yıkmak edebiyatçıların hatasıydı korkarım. Belki başka birilerinindir bilmiyorum ama ben edebiyatçılardan ve bizim blogun yazarı Civan Perçemi'nden şüpheleniyorum. “Belki de bu ay yağmurun maaşı görevini yerine getiremediği için eksik yatmıştır,” tam Civan'lık cümle.
  • Eğitim gördüğüm şehrin yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı. Ilık dedikleri şey çok tartışılır gerçi. Yağmur yağarken hava on derece olsa bile donuyorsun. Yağmurun görevlerine bir yenisi daha eklenmiş oldu böylelikle: üşütmek. Hava sıcaklığına etkisi bahsinde de zararlı durumda olan yağmur, bizim buralara çok yağar. Bugün, bunları yazarken de ziyadesiyle yağıyor. Gece büyük bir gök gürültüsüyle uyandık. Korkunç homurtular çıkarıyordu gökyüzü. O homurtular daha sonra büyük patlama seslerine dönüştü. Sonra da feci bir yağmur zaten.
  • Okuldaki belli başlı işleri halletmek üzere yola çıktığımda -zira ben bu dönem sadece okula belli başlı işleri halletmek üzere uğruyorum, bir uyuşukluk- yağmur durmuştu. Bazılarınızın sırf farklı görünmek için “bugün hava çok güzel” diyerek methiyeler düzdüğü grilikte bir gökyüzü vardı. İşleri halledip tekrar minibüse binip dönüş yoluna çıktım. Yağmur hala yağmıyordu. Bir süre sonra hafif hafif yağmaya başladı. Evimin bulunduğu sokağın girişindeki Türk Telekom binasının önünde indiğim minibüs gaza bastığı an, bazı evlerde gördüğümüz şu yedi birbirinin peşine bağlanmış fil büyüklüğünde yağmaya başladı yağmur. İndiğim yerden Avrupa standartlarına göre be blok ötedeki evime gidinceye kadar gözümü açamadım. Açsam da bir işe yaramıyordu, çünkü gözlüğüm sırılsıklamdı.
  • Ne düşündüğümü düşünmeye çalıştım o beş blokluk mesafede. Yağmur insana ne düşündürür? Hiç. Hiçbir şeye ulaşamadım. Rezil bir şekilde eve giderken ne düşünebilirsiniz ki? Sonra karar verdim. Yağmurla ilgili tüm bu süslü sözler, hepsi birer uydurma. Yağmur dediğimiz şeyle uzaktan yakından alakası yok. Filmlerde gördüğünüz o öpüşme sekansları yalan beyler bayanlar. Ross Geller Rachel Greene'i yağmur yağarken öptüğünden beri dünya çok değişti. İnanın değişti. Neoliberal düzen neoliberal yağmurları getirdi ve postfordist çağ postfordist yağmurları doğurdu. Artık hepimize aynı miktarda yağmur damlası düşüyor ve biz bu kadar sırılsıklamken hayatımızda olup biten kötü şeyleri düşünebilecek durumda değiliz. O romantizm, kendisiyle hiç alakası olmamasına rağmen Oscar Wilde'ın ölümüyle birlikte sona erdi. İster inanın, ister inanmayın.
  • Yağmur, havanın için boşaltma şekli
    Bir Cihangir sakini daha,
    Yazdığı şiirin bir dizesinde,
    Yahut yazdığı senaryonun herhangi bir yerinde,
    Kendisinden bahsederse,
    Sessizce işinden istifa edip,
    Amerika'ya yerleşecek
    ve işsizlik maaşı talep edecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder