ait olamamışlığın, kaybolmuşluğun, tekinsiz, ıssız,
derbeder, kaybeden adamlığın prim yaptığı şu köhne gezegende bir avuç düz adam
olarak seni, beni, bizi anlatmaya çalışıyoruz.
aslında pek öyle de denemez. hepimiz normal insanlarız. mahallede
gazoz kapağı toplayan, misket oyununda en irisini uğurlu gaflik seçen, ilkokul
harçlığını yarım simit yarım halka tatlı ile değerlendiren, iktisadi bilgisini
yaz tatillerinde sağda solda çıraklık yapmaya çalışarak kazanmış kimseleriz. herhangi
bir iddiamız yok. bir şeylere yeni soluklar getirmeye çalışmıyoruz. kulvarımızda
ikinciyi geçerek yine ikinci olmaya çalışan meczuplarız. okulda hocaların
gözüne batmadık. sınavlarda yanlış yerlere çalışarak ortalama bir geçer not
aldık. üniversite hayatımızda ne idealist olabildik, ne de çeşitli derneklere
takılarak illegaliteyi kovalayabildik. cafcaflı rakı edebiyatımız yok. çarşaf çarşaf
yaşanmışlıklarımız da.
yazım çizim işinde aynı kafa topuna çıkan, ender gelişen
osasuna atakları minvalinde heveslerimizle bir şeyler karalamaya çalışan, arkadaşların
buyurgan halı saha davetlerini “abi ayakkap bulun oynayayım” darbeleriyle
savuşturan insanlarız sadece. ne geleceğe yönelik net bir beklentimiz var, ne
de her şeyimizi kaybetmeye çalışacak cesaretimiz.
köyle kent arasına sıkışmış kalmış, memur ruhlu, limon
kolonyası kokulu, ayağını yorganına göre uzatmaya çalışırken mabadı açıkta
bırakmış, içindeki çocuğu kömürlüğe kapatarak işine gücüne bakan birtakım
kimseleriz.
siz tek, biz hepimiz. sürç-ü insanın eşiklerinde dolanmadan
yürümeye çalışıyoruz.
hepsi bu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder