Mandalina,nar ve
zeytin ağaçlarının arasından çıkıp evin kapısına geldim, üstüm başım çamur
içerisindeydi ve annemin beni azarlayacağını bilerek zili çaldım. 9 yaşındaydım
ve yaklaşık 3 yıldır hemen her gün bahçede çamura toza toprağa karıştığım için
annem beni azarlıyordu. O güne kadar. Kapıyı çaldım, annem kapıyı açtı, sakince
beni süzdü ve tek kelime etmeden mutfağa geçti. Muhtemelen yemek yapıyordu,
annem sürekli yemek yapıyordu, ben ve babamı hemen her gün doyurmak pek kolay
değildi ve sadece bizi doyurmanın bile annemi başlı başına yoran bir şey
olduğunu düşündüm. Bu düşüncem yaklaşık 10 saniye sürdü, sonrasında odama geçip
yapmam gereken matematik ödevimi yapmayı düşündüm. Düşünüyordum fakat içimde
nedenini bilmediğim bir sıkıntı vardı, yaklaşık 3 yıldır hemen her gün beni
azarlayan annem o gün beni neden
azarlamamıştı? Belki çok yorgundu, belki de artık bana kızacak hali kalmamıştı.
O gün annemi yeterince yorduğumu düşünerek vicdan azabı çektim ve bir daha üstümü
kirletmeyeceğime yemin ettim kendi kendime. Bu yemin benim tutamadığım ilk
yemin olacaktı.
2 hafta boyunca
her gün eve tertemiz ve düzgün geldim fakat annemin bu durumdan memnun olduğuna
dair hiçbir belirti yoktu, sanki kapının
çalınışını duyuyor, kapıyı çalanın ben olduğumu biliyor fakat beni görmüyor
gibiydi. Bu durum yaklaşık 2 hafta boyunca devam etti ve her şeyin garipleşmeye
başladığını hissediyordum. Bu durum beni
matematik öğretmenim kadar korkutmuyordu belki , fakat çocukluğumun hiçbir
döneminde yaşamadığım şeyleri yaşıyordum, normal değildi yaşadıklarım.
2 haftanın
ardından okuldan gelir gelmez bahçeye daldım ve toprağa çamura bata çıka top
oynadım kendi kendime, yorulup acıktığımı hissettim ve ilk defa annemin bana
kızmasını umut ederek kapıyı çaldım. Kapıyı babam açtı ve gülümseyerek beni
karşıladı. Şaşkınlık içerisindeydim çünkü o saatte asla babam evde olmazdı, bir
diğer şaşkınlığım da normalde hiç gülümsemeyen babamın bana gülümsemesi
olmuştu. Evde her şeyin yeri değişmişti
; yepyeni bir televizyonumuz, buzdolabımız ve bilgisayarım vardı. Rüyada gibi
hissediyordum fakat bütün bu olanlara anlam veremiyordum. Korkarak babamın
yanına gittim :
-Annem nerde baba?
-Annen yok Hasan.
-Ne zaman gelecek ?
Babam biraz sinirlenmiş gibiydi:
-Hasan yıllardır sormadığın soruyu neden şimdi soruyorsun,
sen hiç anneni görmedin ki !
Afallamıştım, 9 yıldır bana kapıyı açan, beni azarlayan bana
yemek yediren, hastalandığımda başımda duran annemi nasıl görmediğimi iddia
ederdi babam? Sinirlenerek bağırdım
-Daha dün gördüm ya annemi !
Babam benim adıma korkmuş gibiydi, sanki normal olan ben
değilmişim gibi baktı yüzüme, sakince gülümsemeye çalıştı,
-Bak Hasan, bak oğlum, biliyorum annesiz yaşamak zor gelmiş
olabilir sana ama annen 6 sene önce öldü. Buna alışamamış olabilirsin ama, onu
görmüş olduğunu söylemen beni korkutuyor oğlum... Hadi odana geç de bilgisayar
filan oyna , ödevlerini de yapmayı unutma.
Hiçbir anlam veremeden odama geçtim, hayatımda ilk kez
bilgisayarım vardı, yepyeni bir yatağım , yepyeni dolaplarım vardı. İki ay önce kırtasiyede
görüp hayran hayran baktığım pahalı çanta da masamda duruyordu. Fakat annem
yoktu. Annem nasıl olmazdı? Bütün bunların bir rüya olduğuna inanmak istedim ve
inandırdım kendimi. Bir ara uyanacaktım ve her şey normale dönecekti, annem
beni eve kirli elbiselerle geldiğim için azarlayacak, zaman zaman kıçıma şişle
vuracak, fakat sonra yanağımdan öpüp bana yemek getirecekti. Bütün bunları
düşünürken uykuya dalmışım.
Uyandığımda
etrafıma baktım ve odamın eskisi gibi olduğunu görünce her şeyin rüya olduğuna
sevinerek derin bir oh çektim. Normalde
yatağımdan dakikalarda çıkmamaya direnen ben o gün hızlıca kalktım,hazırlandım
ve annemin bana hazırlamış olduğunu
düşündüğüm yumurtalı kaşarlı tostu yemek için mutfağa koştum. Mutfakta kimse
yoktu, evdeki her şey yerli yerindeydi fakat yine de içim huzursuzdu.
-Anne! Anne!
Diye bağırdım. Yatak odasından tanımadığım bir kadın çıktı
ve bana gülümseyerek sarıldı
-Günaydın oğlum uyandın mı?
Evet, uyanmıştım fakat, oğlum mu? O benim annem değildi ,
öyleyse bana niye oğlum diyordu ? Korkuyla bağırdım.
-Sen kimsin! Sen kimsin annem nerde!
Kadın bana şaşkınlıkla baktı, biraz gülümseyerek kızar gibi yaptı.
-Hasan, sabah sabah böyle şakaların hiç sırası değil, hadi
bak servisin geliyor hemen çıkmalısın.
Beni iki yanağımdan öptü
saçlarımı düzeltti ve dışarı yolladı. Okulda her şey çok normal gibiydi,
yine teneffüslerde Mehmet ve Kinyas ile futbol oynadık, yine Kinyas yenildiğini
kabul etmeyerek oyunu bozmaya çalıştı, yine teneffüs sonunda barışarak
sınıflarımıza döndük.
Akşam eve geldiğimde yine o kadınla karşılaştım, iyice
deliriyor gibiydim ve hiçbir sorunun cevabını bulamıyordum. Sanki çıkılmaz bir
rüyanın içerisindeydim ve birinin beni uyandırma vakti gelmişti. Hemen her
şeyin düzeleceğini umarak yatağıma uzandım ve gözlerimi kapadım ve içimden
sayıklamaya başladım, uyanınca her şey düzelecek, uyanınca her şey düzelecek,
uyanınca her şey düzelecek, uyanınca her ş...
Ertesi sabah
uyandığımda gözümü açmadan önce Allah'a bildiğim bütün sureleri okuyarak dua
ettim, fakat gözlerimi açar açmaz dehşete kapıldım. Hiç tanımadığım bir evde,
hiç tanımadığım bir odadaydım. Dehşetle ağlamaya bağırmaya başladım. Mantıklı
düşünmeliydim, mantıklı düşünmeliydim ve buna bir çözüm bulmalıydım, fakat
ağladıkça odadaki her şey silinmeye
başlamıştı. Sanki her şey bir tabloymuş
ve gözyaşlarım boyaları siliyormuş gibiydi. Bir süre sonra dev bir karanlığın
içerisindeydim. Sonsuz bir karanlığın içindeydim ve tanrı koca evrende sadece
beni yaratmış gibiydi. Korkamadım, uyursam her şeyin geçeceğini düşündüm
yeniden, gözlerimi kapattım.
Gözlerimi
açtığımda Kinyasların evindeydim ve Kinyas başımın dibinde duruyordu.
-Kalksana lan armut saat kaç oldu.
diye bağırdı ve bir kahkaha attı. O an Kinyas'ı
dinlemiyordum çünkü inanmak istemesem de neler olduğunu anlamıştım.
Gülümseyerek sıçradım, Kinyas'ın
bileğini büküp onunla güreşmeye başladım.
Her şeyi
anlamıştım. O günden beri her yeni bir güne girdiğimde başka bir hayatım
olmaya, yani her gece yattığımda bir şey beni bambaşka bir hayatın içerisine
atmaya başlamıştı. Kim bilir, belki de yarın güne sizin evinizde başlayacağım.
Hoşçakalın...
HASAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder