27 Aralık 2014 Cumartesi

Kayboluş

                                          
       
     Mandalina,nar ve zeytin ağaçlarının arasından çıkıp evin kapısına geldim, üstüm başım çamur içerisindeydi ve annemin beni azarlayacağını bilerek zili çaldım. 9 yaşındaydım ve yaklaşık 3 yıldır hemen her gün bahçede çamura toza toprağa karıştığım için annem beni azarlıyordu. O güne kadar. Kapıyı çaldım, annem kapıyı açtı, sakince beni süzdü ve tek kelime etmeden mutfağa geçti. Muhtemelen yemek yapıyordu, annem sürekli yemek yapıyordu, ben ve babamı hemen her gün doyurmak pek kolay değildi ve sadece bizi doyurmanın bile annemi başlı başına yoran bir şey olduğunu düşündüm. Bu düşüncem yaklaşık 10 saniye sürdü, sonrasında odama geçip yapmam gereken matematik ödevimi yapmayı düşündüm. Düşünüyordum fakat içimde nedenini bilmediğim bir sıkıntı vardı, yaklaşık 3 yıldır hemen her gün beni azarlayan annem  o gün beni neden azarlamamıştı? Belki çok yorgundu, belki de artık bana kızacak hali kalmamıştı. O gün annemi yeterince yorduğumu düşünerek vicdan azabı çektim ve bir daha üstümü kirletmeyeceğime yemin ettim kendi kendime. Bu yemin benim tutamadığım ilk yemin olacaktı.
     2 hafta boyunca her gün eve tertemiz ve düzgün geldim fakat annemin bu durumdan memnun olduğuna dair  hiçbir belirti yoktu, sanki kapının çalınışını duyuyor, kapıyı çalanın ben olduğumu biliyor fakat beni görmüyor gibiydi. Bu durum yaklaşık 2 hafta boyunca devam etti ve her şeyin garipleşmeye başladığını hissediyordum.  Bu durum beni matematik öğretmenim kadar korkutmuyordu belki , fakat çocukluğumun hiçbir döneminde yaşamadığım şeyleri yaşıyordum, normal değildi yaşadıklarım.
     2 haftanın ardından okuldan gelir gelmez bahçeye daldım ve toprağa çamura bata çıka top oynadım kendi kendime, yorulup acıktığımı hissettim ve ilk defa annemin bana kızmasını umut ederek kapıyı çaldım. Kapıyı babam açtı ve gülümseyerek beni karşıladı. Şaşkınlık içerisindeydim çünkü o saatte asla babam evde olmazdı, bir diğer şaşkınlığım da normalde hiç gülümsemeyen babamın bana gülümsemesi olmuştu.  Evde her şeyin yeri değişmişti ; yepyeni bir televizyonumuz, buzdolabımız ve bilgisayarım vardı. Rüyada gibi hissediyordum fakat bütün bu olanlara anlam veremiyordum. Korkarak babamın yanına gittim :
-Annem nerde baba?
-Annen yok Hasan.
-Ne zaman gelecek ?
Babam biraz sinirlenmiş gibiydi:
-Hasan yıllardır sormadığın soruyu neden şimdi soruyorsun, sen hiç anneni görmedin ki !
Afallamıştım, 9 yıldır bana kapıyı açan, beni azarlayan bana yemek yediren, hastalandığımda başımda duran annemi nasıl görmediğimi iddia ederdi babam? Sinirlenerek bağırdım
-Daha dün gördüm ya annemi !
Babam benim adıma korkmuş gibiydi, sanki normal olan ben değilmişim gibi baktı yüzüme, sakince gülümsemeye çalıştı,
-Bak Hasan, bak oğlum, biliyorum annesiz yaşamak zor gelmiş olabilir sana ama annen 6 sene önce öldü. Buna alışamamış olabilirsin ama, onu görmüş olduğunu söylemen beni korkutuyor oğlum... Hadi odana geç de bilgisayar filan oyna , ödevlerini de yapmayı unutma.
Hiçbir anlam veremeden odama geçtim, hayatımda ilk kez bilgisayarım vardı, yepyeni bir yatağım , yepyeni  dolaplarım vardı. İki ay önce kırtasiyede görüp hayran hayran baktığım pahalı çanta da masamda duruyordu. Fakat annem yoktu. Annem nasıl olmazdı? Bütün bunların bir rüya olduğuna inanmak istedim ve inandırdım kendimi. Bir ara uyanacaktım ve her şey normale dönecekti, annem beni eve kirli elbiselerle geldiğim için azarlayacak, zaman zaman kıçıma şişle vuracak, fakat sonra yanağımdan öpüp bana yemek getirecekti. Bütün bunları düşünürken uykuya dalmışım.
      Uyandığımda etrafıma baktım ve odamın eskisi gibi olduğunu görünce her şeyin rüya olduğuna sevinerek derin bir oh çektim.  Normalde yatağımdan dakikalarda çıkmamaya direnen ben o gün hızlıca kalktım,hazırlandım ve  annemin bana hazırlamış olduğunu düşündüğüm yumurtalı kaşarlı tostu yemek için mutfağa koştum. Mutfakta kimse yoktu, evdeki her şey yerli yerindeydi fakat yine de içim huzursuzdu.
-Anne! Anne!
Diye bağırdım. Yatak odasından tanımadığım bir kadın çıktı ve bana gülümseyerek sarıldı
-Günaydın oğlum uyandın mı?
Evet, uyanmıştım fakat, oğlum mu? O benim annem değildi , öyleyse bana niye oğlum diyordu ? Korkuyla bağırdım.
-Sen kimsin! Sen kimsin annem nerde!
Kadın bana şaşkınlıkla baktı,  biraz gülümseyerek kızar gibi yaptı.
-Hasan, sabah sabah böyle şakaların hiç sırası değil, hadi bak servisin geliyor hemen çıkmalısın.
Beni iki yanağımdan öptü  saçlarımı düzeltti ve dışarı yolladı. Okulda her şey çok normal gibiydi, yine teneffüslerde Mehmet ve Kinyas ile futbol oynadık, yine Kinyas yenildiğini kabul etmeyerek oyunu bozmaya çalıştı, yine teneffüs sonunda barışarak sınıflarımıza döndük.
Akşam eve geldiğimde yine o kadınla karşılaştım, iyice deliriyor gibiydim ve hiçbir sorunun cevabını bulamıyordum. Sanki çıkılmaz bir rüyanın içerisindeydim ve birinin beni uyandırma vakti gelmişti. Hemen her şeyin düzeleceğini umarak yatağıma uzandım ve gözlerimi kapadım ve içimden sayıklamaya başladım, uyanınca her şey düzelecek, uyanınca her şey düzelecek, uyanınca her şey düzelecek, uyanınca her ş...
      Ertesi sabah uyandığımda gözümü açmadan önce Allah'a bildiğim bütün sureleri okuyarak dua ettim, fakat gözlerimi açar açmaz dehşete kapıldım. Hiç tanımadığım bir evde, hiç tanımadığım bir odadaydım. Dehşetle ağlamaya bağırmaya başladım. Mantıklı düşünmeliydim, mantıklı düşünmeliydim ve buna bir çözüm bulmalıydım, fakat ağladıkça odadaki her şey  silinmeye başlamıştı. Sanki  her şey bir tabloymuş ve gözyaşlarım boyaları siliyormuş gibiydi. Bir süre sonra dev bir karanlığın içerisindeydim. Sonsuz bir karanlığın içindeydim ve tanrı koca evrende sadece beni yaratmış gibiydi. Korkamadım, uyursam her şeyin geçeceğini düşündüm yeniden, gözlerimi kapattım.
     Gözlerimi açtığımda Kinyasların evindeydim ve Kinyas başımın dibinde duruyordu.
-Kalksana lan armut saat kaç oldu.
diye bağırdı ve bir kahkaha attı. O an Kinyas'ı dinlemiyordum çünkü inanmak istemesem de neler olduğunu anlamıştım. Gülümseyerek sıçradım, Kinyas'ın  bileğini büküp onunla güreşmeye başladım.
     Her şeyi anlamıştım. O günden beri her yeni bir güne girdiğimde başka bir hayatım olmaya, yani her gece yattığımda bir şey beni bambaşka bir hayatın içerisine atmaya başlamıştı. Kim bilir, belki de yarın güne sizin evinizde başlayacağım. Hoşçakalın...


HASAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder