7 Mayıs 2015 Perşembe

Kıllanma Kılavuzu

Ne yazıyorum?
Neden yazıyorum?
Yazdıkça birşeylerin değişmesi mi lazım?
Daha mı güzel olacak herşey, ben buraya iki kelime tırtıkladıktan sonra?
Kim okuyor buraya yazdıklarımı?
Kimler okusun diye yazıyorum? Belki de en çok kendim okuyorum. Dönüp dönüp okuyorum, yazarken de yazdıktan sonra da yayınlandıktan sonra da. Bir daha okuyorum. “Ne anlatmaya çalışmışım acaba bu sefer?” diyerek. Kendime bişeyler anlatmaya çalışıyorum sanırım. Kendimi anlamaya. Kendimi kendime açıklamaya çalışıyorum.

Kimse kullanma kılavuzuyla gelmiyor dünyaya, ama bazılarının ihtiyacı da olmuyor. Benim gibileri ise sürekli bir el kitabına başvurma ihtiyacı içerisinde.
Kilitlenip kaldı, şimdi ne yapmak lazım? “Yardım için şuraya basınız” yazsa ya herhangi bir yerde. Ya da bir reset tuşu olsa. Şimdi bunu yaptık ama bundan sonra ne yapılacak?

Bazı insanlar ne kadar da rahatlar. El yordamıyla yollarını o kadar kolay buluyolar ki. Sanki daha önce 40 kere gelmişler dünyaya. O kadar rahatlar, o kadar kendilerinden eminler ki, onların o tuhaf özgüveni beni daha da tedirgin ediyor. Ben mi yanlış yapıyorum bir yerlerde yoksa hakikatten bir yerlerde bi kullanma kılavuzu vardı da ben hiç mi görmedim?

Yaşamak gerçekten tuhaf ve büyülü birşey. Dünya tamamen bir tuhaf büyü üzerinde dönüyor. Dünya dönüyor ya ne kadar tuhaf birşey değil mi. Böyle yuvarlak, ama kocaman. Olduğu yerde dönüyor, olduğu yerde de değil tam. Durduğu yerde de durmuyor, bir de güneşin etrafında falan dönüyor, böyle bir acayip bir sistem. Ulan bir dursanıza iki dakika nereye dönüyorsunuz?

Baktıkça bakası geliyor insanın dünyaya, insanlara... Bak bak şaşır, şaşı bak kaçır... Başını sonunu kaçır. Ne ara dönmeye başladın abi sen? Bir kere dönmek için gereken enerjiyi nereden alıyorsun? Takıldım biliyorum, ama saçma yahu!

Bir de insanlar işte... Ne kadar rahatlar. Ne kadar biliyorlar herşeyi. Aşkı, aşık olmayı, birilerini kendilerine aşık etmeyi... Kolay birşey mi bu böyle? İsteyince oluyor mu yani?
Herhangi bir insanın sana dokunmayı delicesine arzulamasını nasıl sağlarsın?
Ne zaman, nerede, neyi, nasıl yapman gerektiğini nereden biliyorsun bu kadar?
Bu özgüven neyin nesi?
Nasıl kendinden bu kadar emin olabiliyorsun?
Bu kadar kolay yalan söylemeyi nasıl becerebiliyorsun?
Bu mu aslında işin sırrı?
Kendin de dahil olmak üzere herkese yalan söyleyebilmek. Kendinle ilgili, dünyayla ilgili yeni yalanlar yaratıp onlara inanmak. Sonra o yalan üzerinden yeni bir dünya yaratıp o dünyada yaşamak...
Nasıl beceriyorsun bu kadar kolay ayakta kalmayı?

Bir yerde mi yazıyor bütün bunlar?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder