iki adam bir hikayenin içindeydi hikayenin kendisi
ağrılıydı ve ilerlemiyordu iki adam bir masanın etrafına rastgele oturmuşlardı
masanın ortasında metalden yapılmış bir kıraathane küllüğü boş duruyordu
adamlardan biri sigarayı bırakmıştı çay içmiyorlardı adamlardan biri üzgündü
diğeri bıkmıştı hava soğuktu ve yollar karanlıktı gece olduğunda insan ne
yaparsa yapsın her yer karanlık olur karanlıkta sessizlik hakimdir ışıklar
sessizdir gün ışığı hariç adamlar etraflarıyla beraber karanlıktaydı karanlığı
bir şeyler aydınlatıyordu bazı şeyler üzgün adamı aydınlatıyordu üzgün olduğu
için sürekli düşünmek zorunda olan bu adam yapamadığı ve yapamayacağı şeyleri
düşünürken yapmak istediği ve yapamayacağı şeyleri de düşünmek zorundaydı çünkü
yapamadıkları yapamayacaklarına uzanan bir zincir oluşturuyordu hayır bir ip
oluşturuyordu bu ip adamı bir şeylere bağlıyordu –tavana örneğin- düşünmek
zorundaydı çünkü neyi nasıl yapması gerektiğini bulması şarttı bulamazsa bu ipi
koparamayacak ve yapacakları daima yapamadıklarına bağlı kalacaktı bir düzen
tutturmalıydı bir yerden başlaması gerekiyordu örneği o masada otururken
sigarayı bırakmakla başlayabilirdi bıkmış adam sigara içmiyordu sigarayı
bırakabildiğine göre bir şey başarmış olabilirdi düşünen adam bir sigara yakmayı
düşündü bunları düşünürken yaktı da biraz daha başarısız hissetti adamları boş
ver şimdi hatırlıyor musun eskişehir’de bir adamla beraber eve çıkmıştın baban
çok ısrar etmişti babanın bir arkadaşının oğludur ve rızkını baban
karşılıyordur diye babanı kıramamıştın yanına taşındığın adamın tek sosyal
aktivitesi eve çağırdığı kızlı erkekli arkadaşlarıyla kral tv izleyip bilumum
ankara havalarında oynamaktı sen katılmıyorsun diye bozulmuşlardı alim mi
olacaksın lan diye dalga geçilmişti seninle -evet- sen o zamanlar ismail rusuhi
hazretlerinin mesnevi şerhini inceliyordun ince eleyip sık dokuyarak o güne
kadar oyun dışında pek kullanmadığın bilgisayar denen aletin türlü
nahoşluklarına katlanıyordun en zor kısmı da arapça harfleri türkçe klavyede
yazamamak olmuştu senin için kutsal harflere türlü belalar okuyordun sınıfın
sondu izmir’e dönmek istiyordun katlandığın şeyler hep bu yüzdendi anımsıyor
musun adamları anımsa bıkmış bıkan bıkkın adamı -ant olsun anımsıyorum- sen o
günlerde ismail rusuhi hazretullahlarının harfleriyle arapların çizgileriyle
uğraşırken -adetullahtandır- kafanda aslında başka şeyler vardı bir yandan
izmir’e gitmek istemiyordun çünkü dımdızlak hayatın içinde kalakalmaktan da
korkmuyor muydun -evet korkularımdan biri buydu bir diğeri de kılıçdaroğlu’nun
yeni chp’siydi- onu bırakalım o daha sonraki mevzu adamlardan üzgün olan kimdir
üzgün olanın yerine istediğin herkesi koyabilirim o üzgün adam eskişehir’de
bıraktığın biri olabilir veya başka bir şehirde olan biri kimi tanıdıysan üzgün
değil miydi sen mutlu insanlarla arkadaşlık etmeyi sevmezsin
-evet çünkü bu kadar mutlu olunacak ne vardı diye
düşünürüm insanlar ölüyor insanların büyük dertleri var senin büyük dertlerin
var mı sen madende göçük altında kalmıyorsun seni gecenin köründe bekçiliğini
yaptığın fabrikayı basan aç kurt köpekleri parçalayarak öldürmüyor senin nasıl
dertlerin olabilir senin polislik bir işin mi var peşinde birileri mi var
gözünü çıkardılar mı senin yok yere hapis yattın mı-
uzun upuzun olabildiğince uzun bir sessiz karanlık
benim böyle dertlerim yok benim bu insanlarla ortak bir derdim var bu
insanların başına böyle dertler gelmesi benim suçum değil ve benim suçum
hepimizin nefes alarak dahil olduğu bir suç bir organize suç şebekesi yaşamak
suçunu işleyen bir örgüt hani örgütlük bir işim bir paralel bağlantım yoktu
hepimiz bu yapının içindeyiz ve bu millet bizden bir bir hesap soruyor -çok
gittin- ben askerdeyken uzun dönem askerlik yapan çocukların kollarında neden
ben yazılıydı istisnasız her biri azer bülbül dinliyordu ve neden ben sorusunu
kollarına sırtlarına dövdürmüşlerdi bu insanlarla senin nefes almak veya
almamak gibi bir ortak noktan yok mu -var tabii ki ben sigarayı bırakmışsam
kendim için bırakmışımdır sigara içerken kendime mi zarar veriyorum kendimle
beraber sevdiklerimle geçirebileceğim zamanı da azaltıyorum ben sigarayı bu
yüzden bıraktım- yani diyorsun ki senin hayatında yaptığın sigara içmek veya
içmemek gibi basit seçimler senin çevrendeki insanların hayatını yakın veya
uzak gelecekte bir şekilde etkileyebilir kelebek etkisine bağlıyorsun konuyu
sanki o filmi ben- bırak şimdi o filmi bırakalım bunları benim yaptığım
seçimler tabii ki bir insanın göçük altında yaşamını yitirmesini doğrudan
etkilemiyor ama bu zincirleme bir reaksiyon göstermiyor mu çok mu uçuyorum bir
düşün sigara içerek kanserden ölmek veya durup dururken birkaç azgın köpek
tarafından parçalanmak arasında ne gibi bir fark var bunların ne önemi var sonunda
ölüyorsun ve belki birkaç hikayede konu ediliyorsun seni unutanlar dışında seni
hatırlayanlar da ölüp gidiyor o maden göçüklerinin duvarları neden ben
yazısıyla doludur kömür karasıyla kömürden duvarlara yazılmıştır neden ben
adamlardan
hangisi sensin diye sordu bana ben bıkmış olanım ve artık düşünmüyorum bu
külfeti üzerimden attım gelecek planlarımı akan bir suya bıraktım ya yüzer ya
batar ben adımlarımı attım -hayır sen adımlarını sonuçlara ulaşmak için
atmıyorsun her zaman bir başka bilinmeyene o bilinmeyene biz burada
alışılageldiği üzere x diyelim sen adımlarını x’e doğru atıyorsun ve x sürekli
değişiyor sorumluluğunu üstlenebildiğin kaç tane kararın var yoksa verdiğin tüm
kararlar iyi kötü seni bir yere ulaştırmasını umduğun akan sulara atılmış adımlar
mı- ben bu okulu okumadan önce işsiz kalacağımı biliyordum yıllarca yapmak
istediğim mesleği yapamayacağımı bunun yanında kendimi gerçekleştirmenin zor
olacağını biliyordum buna rağmen aldığım bir karardı sonuçlarına tabii ki
katlanacağım sonra verdiğim en güzel kararlardan birini verdim evlendim bunu
seninle konuşmayacağım bunun sonucu sebebin ta kendisi kırmızı bir çizgi
çekiyorum -yani madene girersen ölürsün bu işin fıtratında bu var- hayır
güvenlik önlemi alınmayan bir madene girersen ölürsün insan hata yapmak için
programlanmıştır bir iş güvenliği uzmanıyla tanışmıştın hatırlıyor musun
madende çalışıyordu ve abi ben daha ne yapayım adam kazmanın sapını oyup içine
sigara saklıyor kafada baret ağızda sigara kazma sallıyor diye anlatmıştı da
bir durup düşünmüştük bile bile veya bilmeden ölüme gidiyoruz o adamın o
bilgiden yani aşağıda ateş yakarsa havaya uçacağından haberi tabii ki var
okuması yazması olan birinin cahil olmaya hakkı yok demişti bir arkadaşım aynen
öyle -sen madene iyice gömüldün sadede gel istersen kalkacağım işim var daha-
adamın biri hikayenin bu bölümünde bir sigara yakıyor diğeri kalkıp bir sade
nescafe (granül kahve) hazırlıyor masada metal bir kül tabağı var bir ucu
kuzeyi gösteriyor bıkmış bıkan bıkkın bıktırılmış adam pislik adam benimle
nasıl da tartışıyor diye aklından bir küfür geçiriyor bütün laz müteahhitlere
çünkü evinin çatısı akıyor temele su akıyor yaptığı bu seçim seçimler kaza ve
kader ve ismail rusuhi ankaravi hazretleri ve eskişehir ve mesnevi ve mevlana
ve kılıçdaroğlu ve perinçek ve tarhan ve banka hesabı ve banka hesaplarındaki
üç haneli eksi bakiyeler ve gelecek ayın maaşı ve paralel yapı ve genel
seçimler ve izbanın hareket saatleri ve şehrin trafiği ve bir türlü gelmeyen
kış ve kasım ayı ve internet servis sağlayıcısı ve olmayan internet altyapısı canını
sıkıyor kahveden bir yudum alıyor kahveyi tek başına içmek canını sıkıyor
sigarayı bırakma seçiminden memnun bu kadar düşünecek şey varken insanlar nasıl
böyle dayanabiliyor diyor üzgün ve bıkkın bir adam masanın etrafında oturuyor
bir otobüs kalkar gibi oluyor otobüsün hareketi canını sıkıyor boş küllük
canını sıkıyor karanlık bir sessizlikte bütün dünya zar atıyor
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder